TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, ABD’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan ekonomik krizin
Türkiye’ye ve çalışanlara etkileri konusunu değerlendirmiştir.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, hükümetten, krizden alınacak ders ile yeni bir ekonomik
yapılanmaya yönelmesini istemektedir. Bunun için, Hükümetin değişik kesimlerden
gelen seslere kulak vermesi ve sağlıklı bir diyalog ortamını geciktirmeden
oluşturması gerekmektedir. Başkanlar Kurulu, Türkiye’de IMF endeksli
politikalardan uzaklaşılarak reel üretimi teşvik eden ve emeği koruyup iş
güvencesini etkin hale getiren istihdam yaratacak uygulamalara yönelmenin tam
zamanı olduğunu düşünmektedir.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, krizin özel sektöre ‘işsizleştirme, işsizlik tehdidiyle
ücret düşürme, ücretsiz izne ayırma v.b şeklinde yansımaya başladığını tespit
etmiştir.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, çalışanların sebep olmadığı bir ekonomik krizin faturasının
çalışanlara ödettirilmesi yaklaşımına şiddetle karşıdır.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, bazı işverenlerin başka hiç bir tedbire yönelmeden,
krizin olası etkilerine karşı direkt işçi çıkarmaya yönelmesini ‘kriz
fırsatçılığı’ olarak değerlendirmektedir. Başkanlar Kurulu, Hükümeti, kriz
bahanesiyle işten çıkarmaları engelleyecek önlemler almaya
çağırmaktadır.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, yine kriz ortamı fırsat bilinerek, işçilerin kazanılmış
haklarına göz dikilmesinin sakıncalarına dikkat çekmektedir. Başkanlar
Kurulu, kimi işverenlerin kıdem tazminatı yükümlülüklerinden kurtulmak için
gözlerini işsizlik sigortası fonuna diktiğini, TÜRK-İŞ’in örgütlülüğünden aldığı
güç ile ne kıdem tazminatlarına ve de işsizlik sigortası fonuna dokunulmasına
asla izin vermeyeceğini ilan etmektedir.
Özelleştirmeler, krizin etkisini
Türkiye’de daha kuvvetli hissetmemizi beraberinde getirecektir. Başkanlar
Kurulu, Hükümetten özelleştirme hatasına son vermesini, gündemde olan
özelleştirmelerden vazgeçilmesini istemektedir.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, 2009 yılında yenilenecek olan kamu kesimi toplu iş
sözleşmeleri görüşmelerinin koordineli bir şekilde sürdürülebilmesi için kamu
kesiminde sözleşmesi olan sendikalardan oluşan bir ‘Kamu Kesimi Toplu İş
Sözleşmeleri Koordinasyon Kurulu’ oluşturmuş, sözleşme görüşmelerinin temel
prensiplerini belirlemiştir. Buna göre hak kaybına yönelik önerilerin
müzakeresi bile reddedilecek, ücret talebi ise ‘insanca yaşam’ gözetilerek
belirlenecektir.
Demokratik ülkelerde siyasi iktidarlar,
‘yandaş işçi konfederasyonu’ yaratmaz, ‘yanaşmaya çalışan’
konfederasyonlara da prim vermez. Demokratik ülkelerde iktidarlar, toplumun
örgütlü tüm kesimlerine eşit mesafede olur ve her birinin kendi alanında özgürce
hareket edebilmesi için gerekli olanakları sağlar. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu,
iktidar partisinin desteğini alarak baskı, zor ve sürgün tehdidiyle TÜRK-İŞ’e
bağlı sendikalardan üye çalma girişimlerini ve bu girişimlere verilen iktidar
desteğini kınamaktadır.
TÜRK-İŞ
Başkanlar Kurulu, Deri-İŞ Sendikamızın DESA’daki ; TEK GIDA-İŞ
Sendikamızın Yörsan, LSG SKY CHEFS Havacılık Hizmetleri ve BEL Karper
işyerlerindeki; Petrol-İş Sendikamızın Contiteck işyerindeki; Belediye-İş
Sendikamızın Çarşamba Belediyesi ve Çapa Tıp Fakültesi’ndeki;
Liman-İş Sendikamızın Haramidere Arkas işyerindeki; Tez Koop-İş Sendikamızın İBM
işyerindeki; Teksif Sendikamızın Biesseci, Orteks, Saygın Tekstil, Menderes
Tekstil işyerlerindeki, Türkiye Gazeteciler Sendikamızın ATV-Sabah
işyerleri; TÜMTİS Sendikamızın Gazi- Ulaş, Burulaş, Ünilever ile Tarsus
Taşımacılık işyerlerindeki verdikleri örgütlenme mücadelesini
desteklemekte, söz konusu işyerlerindeki işverenleri uzlaşmaz ve sendikalı
işçileri yıldırmaya yönelik baskıcı tutumu nedeniyle kınamakta; Basın-İş
Sendikamızın E- Kart işyerindeki grevini desteklemektedir.